Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sahabeler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hz. HARAM b. MİLHAN (r.a.) (626)

 Hz. HARAM b. MİLHAN (r.a.) (626) Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından; Suffe ehli sahabelerden, bilgili ve fedakar bir kimsedir. Bi'ri Maûne Faciası sırasında, Amir b. Tüfeyl'in bir adamı tarafından sırtından saplanıp göğsünden çıkan bir mızrak darbesiyle şehid edilmiştir. Onu, Reis Amir'in kaş göz işaretiyle arkasından mızraklayan Cebbar isimli şahsın anlattığına göre Haram B. Milhan, mızrağı yedikten sonra iki avucuyla kavramış, kanlı ellerini yüzüne süre rek: "Vallahi kazandım gitti!" diye haykırmış ve şehid olmuştur. Bunu duyan ve çok şaşıran Cebbar da daha sonraki günlerde Müslüman olmuştur. Haram b. Milhan ve yetmiş kadar arkadaşını Maûne Kuyusu civarında kadeden Amir b. Tufeyl ve kabilesi, Resûlullah'ın bedduası ile, deve humması denilen bir hastalığa yakalanarak topluca helak olmuşlardır. 

Hz. AMMAR b. YASİR (r.a.) (657)

 Hz. AMMAR b. YASİR (r.a.) (657)  İslâm'ı ilk kabul eden büyük sahabelerdendir. Babası Yasir ve annesi Sümeyye de Müslüman oldukları için Ebû Cehil tarafından şehid edilen, hatta İslâm için kanları dökülmüş ilk şehidlerdir.  Hazreti Ammar da dini uğruna akıl almaz işkencelere uğramış, fakat büyük bir sabır ve metanet göstererek mücadelesini sürdürmüştür. Peygamberimiz, her türlü eziyete uğrayan Ammar'a sabretmesini, çektiği eziyetler karşılığında Cennete kavuşacağını müjdelemiştir.  Daha sonraki yıllarda Medine'ye hicret eden Ammar Bedir, Uhud ve Hendek gibi Resûlullah'ın bütün gazvelerine iştirak edip yararlıklar göstermiş, Peygamberimizin vefatından sonra da halifelere yardımcı olmuş ve nihayet Hazreti Ali'nin hilafeti sırasında meydana gelen Sıffin Muharebesi'nde, onun komutanlarından biri olarak vazife yaparken, 93 yaşında ihtiyar bir kimse olmasına rağmen, fiilen savaşa iştirak edip şehid olmuştur. Uzun boylu, iri gövdeli ve yakışıklı bir insan olan Hazreti...

MUHAMMED B. TURTÛŞÎ

 MUHAMMED B. TURTÛŞÎ Et-Turtûşî, yaklaşık olarak hicrî 451 yılında doğdu. Zâhid bir kimse ve Mâlikî fakihi olarak tanınır. İmam Muhammed Ebû Bekr et-Turtûşî, İspanya’dan Şam’a kadar gelmiş, burada ders okutmuştur. Nefhu’t-Tîb’in beyanına göre, hicrî 520 yılında vefat etmiştir. İbn Hallikån da bu görüştedir.  İskenderiye’de 520 yılının Cumâdâ’l-ûla ayının dördünde Cumartesi gecesi sabaha yakın vefat eden Turtûşî’nin cenaze namazını oğlu Muhammed kıldırmıştır.  Eserleri şunlardır: Bideu’l-Umûri ve Muhdesâtühâ, Birrü’l-Vâlideyn, Risâletü’l-Udde Inde’l-Kurûbî ve’şŞidde Sirâcu’l-Mülûk, Sirâcu’l-Hüdâ, Şerhü Risâleti Ebî Zeyd el-Kayrevânî, Kitâbu’l-Bid’â ve’l-Havâdis, Kitâbu’l-Fiten, Kitâbun fî Tahrîmi Cübni’r-Rûm, Kitâbu’lKebîr fî Mesâili’l-Hilâf, Muhtasar-ı Tefsirî Sa‘lebî, Muhtasar fî Furû‘ı’l-Mâlikiyye, Kitâbu’d-Duâ, et-Tarîka fi’lHilâf ve’l-Cedel, Tahrîmü’l-İstimnâ, el-Esrâr, Hâşiye ‘alâ İsbâti’l-Vâcib, Nefâisü’l-Fünûn, Nüzhetü’l-İhvân el-Mütehâbbîne fillâh, Tahrîmü’l-Gınâi...

Dubâa Binti Zübeyr (r.a)

 Dubâa Binti Zübeyr (r.a)  Râbiatü’l-Adeviyye Tâbiînden olup Süfyân-ı Sevrî (k.s.) ve Hasan-ı Basrî Hazretleri ile aynı asırda yaşamış büyük bir veliyye hanımdır. Gönlü aşk-ı ilâhî ile dopdoluydu.  Gözü devamlı yaşlıydı: "Bizim istiğfârımız yeni bir istiğfâra muhtaçtır." derdi.  Geceleri kâim (huzûr-i ilâhîde ibâdet hâlinde), gündüzleri sâim (oruçlu) idi.  Birgün ona:  "Kul, ne zaman rızâ makâmına ulaşmış olur?" diye sordular.  O da:  "Başa gelecek musîbetler, kişiyi ni’metler gibi sevindirecek olursa..." şeklinde cevap verdi.  O’nun en meşhûr bir duâsı da şudur:  "Yâ Rabbî! Sana cennetin için ibâdet ediyorsam, beni cennetine koyma!. Eğer sana cehenneminden korktuğum için ibâdet ediyorsam, beni cehenneminden çıkarma!.. Eğer sana senin rızân için ibâdet ediyorsam, beni cemâlini seyretmekten mahrûm etme!.."  Cenâb-ı Hakk’dan; bu mübârek vâlidemizin duâsı hürmetine bizleri de cemâliyle müşerref kılmasını niyâz ederiz. 

Hz. Ebu Talib

 Hz. Ebu Talib  Peygamberimize, Müslümanlara ve İslam'a en büyük yardımı sağlayıp İslam'ın Mekke'de tutunmasının ve gelişmesinin yegâne zahirî sebebi olan en büyük İslam mücahidi Hz. Ebu Talib'i gayri mümin göstermek için, büyük bir gayret içine girmiş bulunan Süfyanî Muaviye ve ona aldanan gafiller, bu hadisten de, kendilerine bir dayanak bulmaya çalışmışlardır.  Şöyle ki: Bu hadiste, Peygamberimizin, Hz. Ali'ye, Ebu Talib'in cenaze namazını kıldırmasını emretmemesinden, onun mümin olmadığı için bunu emretmediği anlamını çıkarmaya çalışmışlardır. Oysaki Ebu Talib'in cenaze namazını kıldırılmaması, cenaze namazı, henüz teşri kılınmamış olmasından dolayıdır.  Nitekim daha önce aynı sebepten dolayı Hz. Hatice validemizin de cenaze namazının kıldırılmadığını belirtmiştik. Kaldı ki, bu hadiste, Peygamberimizin, Hz. Ali'ye, babasını yıkamasını emretmesi, zaten onun mümin olduğunu açıkça göstermektedir.  Zira kâfirlerin cenazelerinin yıkanması, müminlere emred...

Beşir bin Sa'd

 Beşir bin Sa'd Hz. Ebû Bekir'e ilk bîât eden sahabî: BEŞİR BİN SA'D Beşir bin Sa'd Medîneli Müslümanlardan idi. İkinci Akabe Bîâtine katılmış, her türlü tehlikeye karşı, Resûlullahı koruyacağına dâir orada söz vermişti. Resûlullahın bütün savaşlarına katılmış, büyük fedâkarlıklar göstermişti.  Yedikçe artan hurma Beşîr bin Sa'd'ın kızı anlatır:  - Hendek savaşının yapıldığı günlerdi. Eshâb-ı kirâmın yiyecek bulamadığı, başta Peygamber efendimiz olmak üzere açlıktan karınlarına taş bağladıkları zamandı. Annem, Amre binti Revâha beni çağırdı.  Bir avuç hurma verdi.  - Kızım! Bunun babana ve dayın Abdullah bin Revâha'ya götür yesinler, dedi. Ben de alıp götürdüm. Yolda Resûlullaha rastladım.  Buyurduki:  - Kızım! Yanındaki nedir?  - Yâ Resûlallah! yanımdaki hurmadır, annem, babamla dayımın yemesi için gönderdi.  - Getir onu! Ben de hurmaları iki avucuna döktüm, avuçlarını bile doldurmamıştı. Sonra bir bez getirilmesini emretti. Bez getirildi ve...

Saîd bin Âmir

 Saîd bin Âmir Hz. Ömer'e benzeyen vâli: SAÎD BİN ÂMİR Saîd bin Âmir hazretleri, Yermük savaşından sonra Abbâs bin Ganem'den boşalan Humus vâliliğine ta'yîn edildi. Vâli olmayı pek istemiyordu, ancak Hz. Ömer'in emrine itâ'at ederek Humus'a geldi. Vâliliği zamanında çok dikkatli ve âdil hareket eden Hz. Saîd, son derece fakir bir hayat yaşadı. Rüşvet alan Cehennemdedir Herkes bu hayatına şaşırıp, hayret ediyordu.  Hz. Ömer, Şam'a teşrif ettiği zaman oradan Humus'a geçti. Humus'ta fakirlerin bir listesinin çıkarılmasını isteyen Hz. Ömer, fakirlerin içerisinde Saîd bin Âmir hazretlerinin ismini görünce çok şaşırdı.  Listeyi hazırlayanlara sordu:  - Saîd bin Âmir'i niçin listeye yazdınız?  - Vâlimiz fakirdir, devamlı "Rüşvet alan da veren de Cehennemdedir" hadîs-i şerîfini okur ve en küçük bir hediyeyi dahî kabûl etmez. Hz. Ömer, Saîd bin Âmir'e bin dirhem tahsis etti.  Hz. Saîd, bin dirhem ile hanımına geldi ve dedi ki:  - Hz. Ömer bi...

Ukayl bin Ebi Tâlib

 Ukayl bin Ebi Tâlib Hz. Ali'nin abisi: UKAYL BİN EBİ TÂLİB Hz. Ukayl Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib'in dört oğlundan ikincisidir. Başlangıcından beri İIslâma yakınlık duyuyordu.  Ancak, Mekke'deki sosyal durumdan ve Mekkeli müşriklerin Müslümanlara yaptığı işkenceleri görüp çekindiğinden, bu düşüncesini açığa vuramadı. Hz. Ukayl, Mekke müşrikleri baskı yaptıkları için, Bedir savaşında istemeyerek onların yanında yer aldı.  Müslümanlar onu esir aldılar. Kendisi fakir idi. Kurtuluş fidyesini ödeyecek durumu yoktu. Bundan dolayı, onun fidyesi, amcası Abbâs bin Abdülmuttalib tarafından ödendi. Hizmette kusur etmezdi Hz. Ukayl'in İIslâmı kabûl edişi, Hudeybiye anlaşmasından sonra olmuştur. Müslüman olan Ukayl, Mûte gazâsına iştirak etti.  Ancak dönüşünde uzun süren bir hastalığa yakalandı ve bu sebeple Mekke, Huneyn ve Tâif gazâlarına iştirak edemedi. Daha sonra, tekrar Mekke'ye yerleşti. Ancak, zaman zaman Resûlullahı ziyâret eder, hizmette kusur etmezdi. Bu bakımdan...

Fâtima binti Esed

 Fâtima binti Esed Hz. Ali’nin annesi:  FÂTIMA BİNTİ ESED Fâtima binti Esed, İslâmın başlangıcında Müslüman olmuştur. Resulullah efendimiz, İslâmiyeti, önceleri açıktan açığa bildirmedi. Üç yıl bir gizlilik devresi geçti. Tedrici, yani yavaş yavaş bir yol takip ediliyordu.  Ahiret ile korkut! Üç sene sonra, nihayet İslâmiyeti açıktan bildirme zamanı gelmişti. Nereden ve kimden başlanacağı Resul-i ekreme vahiy ile bildirildi.  Allahü teâlâ Suara suresinin 214. ayet-i kerimesinde mealen şöyle buyurmaktadır: (Ey Resulüm, sen, önce en yakın akraba ve hısımlarını Allahın dinine davet ederek, ahiret azabı ile korkut!)  Resulullah efendimiz, akrabalarını bir araya topladıktan sonra, onlara şu konuşmayı yaptı:  - Hamd ancak Allahü teâlâya mahsustur. O’na hamdederim. Ancak O’ndan yardım isterim. Yalnız O’na inanır, O’na güvenirim. Ben gözümle görmüş gibi bilir ve size de şunu bildiririm ki; Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur. O birdir, eşi ve ortağı yoktur. Sizi O’nd...

Ümm-i Hânî

 Ümm-i Hânî Hz. Ali’nin kızkardeşi: ÜMM-İ HÂNİ Peygamber efendimiz hicretten bir yıl önce Tâif’e gidip, Tâif halkına bir ay nasîhat edip, onları îman etmeye dâvet etmişti. Tâif halkından hiç kimsenin îman etmemesi ve işkence yapmaları üzerine Mekke’ye dönmüştü. Misâfir geldim Çok üzgündü ve her taraf düşman doluydu.  Bir gece Mekke’de Ümm-i Hânî’nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümm-i Hânî, o zaman îman etmemişti.  Peygamber efendimiz kapısını çaldı. İçeriden Ümm-i Hânî’nin sesi duyuldu:  - Kimdir o?  - Amcanın oğlu Muhammed’im, kabûl edersen, misâfir geldim.  - Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misâfire can fedâ olsun. Yalnız, tesrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz bir şeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek bir şeyim yok.  - Yiyecek, içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibâdet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir.  Ümm-i Hânî, Resûlullahı içeri alıp, bir hasır, bir leğen, ibrik verdi. Gelen misâfire ikrâm etm...

Ümm-i Ruman

Ümm-i Ruman Hz. Ebu Bekir'in hanımı: ÜMM-İ RUMAN Ümm-i Ruman, Yemen'de, Abdullah bin el-Haris-i Ezdî ile nikahlandı.  Peygamberimizin davetinden önce, Yemen'in Serat şehrinden Mekke'ye göç ettiler. Tufeyl adında oğlu, bundan oldu. Kocasının vefat etmesi üzerine, Hz. Ebu Bekir ile evlendi.  Bu evlilikten Hz. Aişe-i Sıddıka ve Abdurrahman adında iki çocuğu oldu. İslâm dini tebliğ edilmeye başlayınca, kocası Hz. Ebu Bekir ile beraber müslüman oldu. Sana gizli değildir Hicretten sonra Medine-i Münevvereye hicret ettiler. Kızı Hz. Aişe, burada Resulullah efendimiz ile evlendi. Peygamber efendimizin kayınvalidesi olmakla şereflendi. Ümm-i Ruman'in faziletleri çoktur.  Peygamber efendimiz, onu cennetle müjdelemiş ve buyurmuştur ki: (Her kimi, cennet hurilerinden birine bakmak sevindirirse, Ümm-i Ruman'a baksın!) Yine hakkında mağfiret diledikten sonra buyurmuştur ki: (İlâhî! Ümm-i Ruman'ın, senin yolunda ve Resulünün uğrunda çektiği sıkıntılar sana gizli değildir.)...

ÜMMÜ EYMEN

ÜMMÜ EYMEN; kadın sahâbîlerden Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) “Annemden sonra annemdir.” buyurduğu Ümmü Eymen, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) babası Abdullah’ın kölesiydi. Esas adı Bereke olup, Ümmü Eymen künyesidir.  Ümmü Eymen radıyallahü anhâ, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) doğuşuna şâhit olup, küçük yaşta O’na hizmet etmiştir.  Peygamberimiz altı yaşındayken annesi Âmine Hâtunla Medîne’ye gittiklerinde Ümmü Eymen de yanlarında idi. Medîne’den Mekke’ye dönüşleri sırasında Ebvâ denilen yerde hazret-i Âmine vefât edince, Ümmü Eymen o sırada altı yaşında bulunan Peygamberimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib’in yanına bırakmıştır.  Bundan sonra da Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanından ayrılmayıp hizmet etmiştir. Daha sonra İslâmiyet tebliğ edilince Müslüman oldu ve Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından âzâd edilip serbest bırakıldı. Ümmü Eymen İslâmiyet gelme...

Hz. AMMAR b. YASİR (r.a.) (657)

İslâm'ı ilk kabul eden büyük sahabelerdendir.  Babası Yasir ve annesi Sümeyye de Müslüman oldukları için Ebû Cehil tarafından şehid edilen, hatta İslâm için kanları dökülmüş ilk şehidlerdir.  Hazreti Ammar da dini uğruna akıl almaz işkencelere uğramış, fakat büyük bir sabır ve metanet göstererek mücadelesini sürdürmüştür.  Peygamberimiz, her türlü eziyete uğrayan Ammar'a sabretmesini, çektiği eziyetler karşılığında Cennet'e kavuşacağını müjdelemiştir.  Daha sonraki yıllarda Medine'ye hicret eden Ammar Bedir, Uhud ve Hendek gibi Resûlullah'ın bütün gazvelerine iştirak edip yararlıklar göstermiş , Peygamberimizin vefatından sonra da halifelere yardımcı olmuş ve nihayet Hazreti Ali'nin hilafeti sırasında meydana gelen Sıffin Muharebesi'nde, onun komutanlarından biri olarak vazife yaparken, 93 yaşında ihtiyar bir kimse olmasına rağmen, fiilen savaşa iştirak edip şehid olmuştur. Uzun boylu, iri gövdeli ve yakışıklı bir insan olan Hazreti Ammar aslen Yemen'lid...