Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dini Sözlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sümer Dini

Sümer Dini  Sümer dini çoktanrılı bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı. Tanrılar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. İnsanlar gibi, onların da çocukları ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler kral gibi bir Baştanrı altında toplanmışlardı. Tanrılar da insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabilirlerdi.  Yer, Gök, Hava, Su Tanrıları yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tanrılardı. Her şehrin bir koruyucu Tanrısı vardı. O Tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. Bunlara aynı zamanda diğer şehirlerde de tapılırdı. Bu şehir Tanrıları, evrenin yönetimini aralarında bölüşmüşlerdi.  Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sümerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir. Tanrıları insan şeklinde algılamaları, Tanrıları şehirler...

Dini Sözlük

Münezzeh   1. MÜNEZZEH : (Osmanlı Dönemi) Pâk, kusur ve noksanlıklardan uzak. Hiç bir şeye muhtaç olmayan. Kötülükten, kusurdan ve noksanlık gibi şeylerden tenzih edilen, (Nezahet. den) Tenzih edilmiş, teberri edilmiş  2. MÜNEZZEH : (Hukuk) Tenzih edilmiş, temizlenmiş; arı, arınmış  3. MÜNEZZEH : Temiz, Arı; Uzak Vahiy   1. Tanrı tarafından Tanrısal bir buyruğun ya da düşüncenin peygambere bildirilmesi, Tanrısal esin.  2. Müslümanlıkta, Kuran ayet ve surelerinin Hazreti Muhammet’e indiriliş biçimi.

Peygamber (Nübüvvet, Nebi ve Resul)

Peygamber ( Farsça : پيغامبر) veya yalvaç , Tanrı aracılığıyla bir dini veya dinî öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişidir. Peygamberler ayrıca dinî terminolojide ayet, işaret veya mucize denilen doğaüstü güç veya olayların kendilerine atfedildiği mitolojik veya yarı mitolojik insanlardır. İbrahimî dinlerin inananları, peygamberlerin Tanrı'dan aldıkları “vahiy” adlı mesajları diğer insanlara ulaştırdıklarına inanırlar. Etimoloji ve geleneğin oluşması Lee Lawrie, Nabu (1939). Library of Congress John Adams Building, Washington, D.C. Nabu'ya Anbay veya Nebo (Tanrılar elçisi) ismiyle Güney Arapları da tapınmışlardır. Peygamber sözcüğü Türkçeye Farsçadan geçmiştir. Peygamber, Arapça resul sözcüğünün Farsça karşılığıdır. Kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla peygamber, "haberci" anlamını taşır.  "Resul" ise (رسول: Risalet eden/edici) "elçi" demektir. Benzer bir anlama gelen Arapçadaki "Nebi" (نبي) sözcü...

Vahiy (Allah Tarafından Peygamberlere İndirilen Bildiri)

Vahiy ya da tanrısal esin (Arapça: وحي), İslamî terminolojide buyruk veya düşüncelerin Allah tarafından peygamberlere bildirilmesine veya bu bildirinin kendisine denir. İslamî inanışta vahiy peygamberlere gelir ve sadece Cebrail aracılığıyla iner. Vahiy ile gelen her türlü söz Allah'ın sözüdür. İçinde vahiylerin toplandığı kitapların (kutsal kitaplar) Allah'a ait olduklarına inanılır. Müslümanlar, Kur'an dışındaki kutsal kitapların muharref, aslının kaybolup yeniden insan eliyle yazılmış olduğunu iddia ederler. İslamî anlayışta Allah'ın insanlara peygamberleri vasıtası ile vahiy göndermesinin birtakım nedenleri bulunmakta olup bunların en önemlisi Allah'ın insanları uyarmak istemesidir. Müslümanlar Allah'ın, Kur'an'ı bir öğüt olarak ve anlaşılması için indirdiğine inanır. Özet olarak vahiy, insanlığa tek ve gerçek inanç esasları, iyi, doğru ve güzel olanı öğretmek için gönderilmiştir. İslam dışı kaynaklarda kutsal kitapların kaynağı “esin” kavramıyla ...

Ehl-i Sünnet (Sünnilik)

Ehl-i sünnet ve'l-cemâat ("mânevî alanda çizilen yolu benimseyenler"), kısaca Ehl-i Sünnet ya da Sünnilik (Arapça: أهل السنّة ehlü’s-sünne), İslam dininin en büyük kolu (diğeri Şîa) ve %77-80'lik bir oran ile en büyük mensubunun bulunduğu mezhepler grubudur. Zaman zaman Sünnî İslam veya Sünnî mezhebi ifadesi de kullanılır. Günümüzde Sünnîlik, kendi içerisinde günümüzde yaşayan üç akaid mezhebi (Mâtürîdiyye - Eş'ariyye - Ehl-i Hadis), dört fıkıh mezhebini (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî) içermektedir. Sünni itikad mezhepleri Bakınız : İtikadî mezhep Ehl-i Hadis (Âsârî) Başta Ehl-i Hadis'in büyük imamları -Ahmet b. Hanbel, Şafii, Mâlik bin Enes.- ve diğer Ehl-i Hadis'in imamlarının -İshak b. Râhüye, Buhari, Müslim, Nesai, Süfyân es-Sevrî, Süfyân b. Uyeyne, Evzâ'i, Taberi, ...- itikadı görüşlerinden oluşan mezheptir. Sünni fıkıh mezhepleri Bakınız : Fıkhî mezhep ve Fıkıh Sünni fıkıh mezhepleri Hanefi, Şafiî, Maliki ve Hanbeli mezheplerinden oluşur. Bu ...

Şirk Nedir ve Şirk Çeşitleri Nelerdir?

Şirk kelimesi, ortak koşmak (ortaklık) demek, « tevhîd » kelimesinin zıddıdır. Şerik ise, ortak demektir. Çoğulu « Şüreka »'dır.  Kur'an-ı Kerîm 'de insanlar, tevhide, yani Allah 'ı birlemeye davet edilmişler, O'na gerek zâtında, gerek sıfat ve fiillerinde başkalarını şerik, yani ortak kılmaktan, yalnız Allah'a mahsus olan ibâdette başkalarını O'na ortak etmekten şiddetle menedilmiştir.  Bu sebeple Kur'an-ı Kerîm'de;  « Şirkin pek büyük bir günâh ve zulüm olduğu »(1)  Hak Teâlâ'nın « Kendisine şerik koşulmasını asla affetmiyeceği, bundan başka olan günahları dileyeceği kimseler için affedeceği bildirilmektedir .»(2)  Çünkü insan, Allah'ın yeryüzündeki halîfesi (vekili)'dir. Zira yeryüzündeki her şey onun emrine ve hizmetine verilmiş, onun idaresine terkedilmiştir.(3)  Öyle ise nasıl olur da, kâinatı idare etmek için yaratılan insan, kendisi gibi veya kendi hizmetinde olan şeylerin bazısını ilâh olarak kabul ederek Allah'ı bırakıp, ona...

İslam Dininde Helal

Helal (Arapça: حلال), Dini terim. Meşru, yasal veya uygun anlamındadır. Haram teriminin zıt anlamındadır. Çoğu zaman Mübah ile eş anlamlı olarak da kullanılır. Helal ayrıca en az iki şahit huzurunda tarafların kabullerini sözlü olarak beyan ettiği ve mehir (boşanma tazminatı) miktarının kararlaştırıldığı bir tören ile evlenilmiş eş anlamında da kullanılır. Helal, ibaha, haram Fıkıhçılar Şeriatta esas olanın ibaha (helal olma) olduğu, haram ve yasak olma durumunun istisna olduğunu ve adına nass denilen şer'i kaynaklarca bu haram ve yasak oluşun açıkça belirtilmiş olması gerektiğini ifade ederler. Ayrıca bu kaynaklar şer'i delil olma açısından geçerli bir kaynak olmalı ve kendi içerisinde çelişki barındırmamalıdır.

Ayetlerle Mutluluk Formülü..

  Ayetlerle Mutluluk Formülü...  Mutluluğun formulü 40 ayette gizli...  İsra 37:  Kibirli olma, alçakgönüllü davran.  Müddesir 1-5:  Kendini fazla abartma.  Tekvir 25-27:  Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.  Bakara 156:  Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.  Beled 5-6:  Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.  Hucurat 10:  Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.  Muhammed 7: İyiliğ i karşılık beklemeden yap.  Rum 21:  Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.  Vakıa 83-87:  Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.  Bakara 263:  Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme. Furkan 63:  Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.  İnşirah 1-3:  Seni huzursuz ed...

İslami Takvim

İslami takvim, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Mekke'den, yaklaşık 250 mil daha Kuzey'de bulunan Yesrib'e (daha sonraları Medine) Hicreti, ya da göçü ile başlar. Hz. Muhammed (s.a.v.) Mekke'den, Jülyen takviminde 16 Temmuz 622 (M.S) tarihine isabet eden gün ayrıldı ve yine bu takvimde 22 Temmuz 655 (M.S.)'ye tekabül eden tarihte Medine'ye ulaştı.  Yaklaşık 17 yıl sonra, farklı bölgeleri arasındaki haberleşmelerde tam bir tarih kayma lüzumunun hissedildiği, hızlı büyüyen bir devletin idaresindeki tatbiki problemlerle yüz yüze gelen ikinci Halife Ömer İbni Hattab, İslami takvimi uygulamaya koydu.  Yeni takvimin yürürlüğü girmesiyle birlikte, bütün müsjümanların, Medine'ye hicretin yeni bir dönem başlattığı konusundaki hissiyatları da ifadesini buldu.  Halife Ömer, İslami takvimin Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Mekke'den ayrıldığı günden, yani 16 Temmuz 655 (M.S.), başlatılarak uygulanmasını emretti. Bu tarih İngilizce'de genellikle, Latince (Anno Hegirae: H...

Niçin İbadet Ediyoruz?

İBADET     İbadet, Allah'a tâzim ve saygı göstermek ve O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.     Niçin İbadet Ediyoruz     Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi.     Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?     Öyle ise, bizi yoktan var eden v...

Z-Dini Sözlük

ZÂHİD: 1. Dünyâya düşkün olmayan kimse. Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu dünyâda zâhid, âhirete râgıb (isteyen) yapar. Ayıblarını ona bildirir. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Dünyâda zâhid olanı, Allah sever. İnsanlarda bulunanlarda zâhid olanı insanlar sever. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Dünyâyı sevmek, bütün hatâların başlangıç noktasıdır. Dünyâdan kendini sakınan kimseler, zâhid olanlardır. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Âlimler buyuruyor ki: "Bir kimse ölürken, malının, zamânın en akıllısına verilmesini vasiyyet etse, zâhide vermek lâzımdır." Çünkü zâhid, dünyâya rağbet etmez, özenmez, üzerine düşmez.Dünyâya düşkün olmaması aklının çok olduğunu gösterir. (İmâm-ı Rabbânî) Zâhid, dünyâya gönül bağlamadığı için insanların en akıllısıdır. (İmâm-ı Rabbânî) 2. Şüpheli olur korkusu ile mübâhların (dînen izin verilenlerin) çoğunu terk eden. Zâhid âlimin iki rek'at namazı, zâhid olmayanın ömrü boyunca kıldığı namazdan hayırlıdır. (Muhammed Hâdimî) Ey oğlum! Yakîn ve sabrı san'at edin. Allah...