Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nasıl Öldürüldüler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

FİRAVUN (M.Ö. 1700)

Hazreti Musa aleyhisselâm ile olan mücadeleleri Kur'an-ı Kerim 'de uzunca anlatılan Firavun, dünyaca meşhur Mısır hükümdarlarından biridir. Bazı kaynaklarda onun İL Ramses olduğu, bazı kaynaklarda da Ramses'in oğlu Menfiteh olduğu yazılmıştır. İslâm tarihlerinde ismi Velid b. Musab olarak zikredilir ve Firavun kelimesi azgın, cebbar, zorla hakimiyet kurmuş kimse manâsına kullanılır.  Araplar, İran hükümdarlarına Kisra, Bizans krallarına Kayser, Habeş krallarına   Necaşi , Mısır hükümdarlarına da Firavun Nasıl demişlerdir.  Kur'anda Hazreti Musa ile mücadelesi verilen Firavun, o dönemde kendi topraklarında yaşayan İsrailoğulları 'nı köle gibi çalıştıran; onlardan nefret ettiği için doğan erkek çocuklarını öldüren zalim ve acımasız bir kimse idi.  Hazreti Musa'nın risâletini kabul etmemiş ve inkârında sonuna kadar direnmişti. Çaresiz kalıp, İsrailoğulları'nın başka topraklara göç etmesine izin vermesine rağmen sonra pişman olmuş ve onları takip edip Kızı...

Hz. CAFER-İ TAYYAR (r.a.) (629)

 Hz. CAFER-İ TAYYAR (r.a. (629) Peygamberimizin amcası Ebû Talib'in oğlu, Hazreti Ali'nin ağabeyidir. İslâm'ın ilk günlerinde Habeşistan'a hicret etmiş, on yıl kadar orada kaldıktan sonra, Hayber'in fethi sırasında Medine'ye gelmiş ve Resûlullah tarafından M û t e ' y e g ö n d e r i l e n 3 0 0 0 kişilik İslâm o r d u s u n u n ikinci k o m u t a n ı olarak tayin edilmiştir. Mûte'de sayıca çok üstün olan Bizans ordusu karşısında Hazreti Zeyd b. Harise'nin şehadeti ile komutayı devralan Hazreti Cafer, kahramanca ileri atılmış, nihayet sağ elini koparan bir darbe alınca İslâm sancağını sol eliyle t u t m u ş ; o da koparılınca göğsü ve pazularıyla sancağı kavrayıp yere düşürmemiş, nihayet bir başka kılıç darbesiyle ikiye parçalanıp şehid olmuştur. Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde: "Cafer'i Cennet'te gördüm. Onun kana boyanmış kanatları vardı" buyurmuştur.

Hz. ABDULLAH b. REVAHA (r.a.)

 Hz. ABDULLAH b. REVAHA (r.a.) (629) Medineli Müslümanlardan, yani Ensardandır. Kudretli bir şair; ince, zarif ve soylu bir sahabe idi. İslâm'a pek çok hizmetler yaptıktan sonra Mûte'ye gönderilen orduya üçüncü kumandan olarak tayin edilmiş, Hazreti Zeyd ve Cafer'in şehadeti üzerine İslâm sancağını eline alarak d ü ş m a n ü z e r i n e akılmış ve k a h r a m a n c a çarpışarak şehid olmuştur. Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde Mûte şehidleri için: "Onlar cennette benim yanıma yükseltildiler" buyurmuştur. 

HÜSREV PERVİZ

 HÜSREV PERVİZ (630) M.S. yedinci yüzyılda yaşamış İran hükümdarlarından biridir. Dedesi, adaletiyle meşhur olduğu söylenen Nûşirevan'dır. Peygamberimiz zamanında iktidar koltuğunda oturan Hüsrev Perviz'e İslâm'a davet mektubu gönderildiğinde o, Peygamberimizin adının kendi adından önce yazılmış olduğunu görüp sinirlenmiş, mektubu parçalayarak yere atmıştır. Kibirli, zalim ve düşük karekterli bir kral olan b u a d a m ı n h a r e k e t i R e s û l u l l a h ' a h a b e r verildiğinde O: "Allah da onun mülk ü saltanatını parçalasın!" buyurmuştur. Aradan çok geçmeden, iktidar hırsıyla harekete geçen Kisra'nın oğlu, bulduğu ilk fırsatta babasının karnını kılıçla deşerek öldürmüş ve ^ onun tahtına oturmuştur. Daha sonra kız kardeşi ™ saltanatı ele geçirmişse de bir süre sonra öldürüldüler? Müslümanlar bütün İran topraklarını fethederek 54 kisraların iktidarına son vermişlerdir. 

Hz. ZEYD b. ASIM

 Hz. ZEYD b. ASIM (r.a.) (632) Peygamberimizin sevgili sahabelerindendir. Çocuk yaşta iken anne ve babası ile birlikte Akabe'de Resûlullah'a biat ederek Müslüman olmuş; Medine'de İslâm'ın yayılması için çalışmış ve Resûlulah'ın vefatına yakın bir sırada ortaya çıkan yalancı p e y g a m b e r M ü s e y l e m e ' y e , Peygamberimizin bir m e k t u b u n u g ö t ü r m e k üzere elçi olarak görevlendirilmiştir. Genç ve iman yüklü bir sahabe olan Zeyd, Müseyleme'yi yanına vanp Peygamber mektubunu verdiğinde, yalancı peygamber çok sinirlenmiş ve elçiye zeval olmaz kaidesini de hiçe sayarak Zeyd b. Asım b. Habib'i huhnarca katlettirmiştir. Onu, kendi peygamberliğine inandırmaya kalkışınca red cevabı alan Müseyleme; önce sağ, sonra sol kulağını, daha sonra da burnunu, parmaklarını ve diğer azalarını k e s t i r e r e k işkence ile öldürmesine rağmen Zeyd b. Asım hiç bir fütur g e t i r m e m i ş ve son nefesine kadar kelimei şehadeti haykırmaktan geri durmamışt...

Müseylemetü'l-Kezzab

 M Ü S E Y L E M E T Ü ' L - K E Z Z Â B (633) Peygamberimizin vefatına yakın bir sırada ortaya çıkarak kendisinin de Allah'ın elçisi olduğunu ilan e d e n ve kısa sürede etrafına toplanan k i m s e l e r l e b ü y ü k b i r g ü ç o l u ş t u r a n Müseylemetü'l-Kezzab, H a z r e t i E b u b e k i r zamanında, üzerine, Halid b. Velid komutasında gönderilen ordu ile çarpışmış; tarihin en kanlı muharebelerinden biri olan bu savaş sonunda, bir bahçe içinde sıkıştırılarak, Uhud Savaşı'nda Hazreti Hamza'yı şehid eden Vahşi'nin aynı mızrakla kendini vurması sonucu öldürülmüştür. Bu kanlı muharebede ensar ve muhacirin önde gelen bir çok siması da şehid olmuşlardır ki içlerinde Hazreti Ö m e r ' i n kardeşi Zeyd b. Hattab ve Ensarın reislerinden Sabit b. Kays' da vardır. Tarihî kayıtlara göre Peygamberimizin "Yalancı Müseyleme" sıfatını uygun gördüğü bu adam, Benî Hanife kabilesine mensup; ufak tefek, fakat teşkilatçı ve hatip bir kimseydi. Resûlullah...

Hazreti İkrime

 Hz. I K R I M E (r.a.) (634) islâm'ın en azılı düşmanlarından biri olan Ebû Cehil'in oğludur. Mekke'nin Fethi sırasında öldürülmesi için hüküm çıkarılmışsa da, hanımının Müslüman olması ve şehirden kaçan kocasını da bulup getireceği ve onun da İslâm'ı kabul etmesini sağlayacağını söylemesi üzerine affa uğradı. Gerçekten bu fedakar hanım, İkrime'yi bir deniz sahilinde buldu ve Peygamberimizin huzuruna getirerek Müslüman olmasını sağladı. Ikrime bundan sonra seçkin sahabeler arasına girdi ve üstün komuta yeteneği sayesinde bir çok parlak zaferle kendini gösterdi. Daha önce İslâm'a ve Müs-lümanlara verdiği zararları ödercesine çalışıyor, büyük bir iman ve tevbe ile eski hatalarını affettir-meye uğraşıyordu. Hazreti Ebubuker'in vefatına yakın bir sırada, Yermuk'ta, sayıca çok üstün Bizans ordusu ile çarpış-maya giren Müslümanların arasında İkrime b. Ebû Cehil'de vardı. Orada büyük bir cesaret ve kahraman-lıkla savaştı ve islâm ordusu, Halid b. Velid...

Hazreti Ömer Nasıl Öldürüldü

Hz. ÖMER (r.a.) (644) Nasıl Öldürüldü İslâm tarihinin unutulmaz simâlarındandır. Mekkeli, Hattab isimli bir zatin oğludur. Pehlivan, hatip, kültür sahibi, celalli ve cesur bir insandır. İslâm'ı kabul ettikten sonra Peygamberimizin en yakınlarından biri olmuş, hemen her savaşta bulunarak yararlık göstermiş, Hz. Ebubekir'in vefatından sonra Müslümanların halifesi seçilmiş ve bu şerefli görevi on yıl yapmıştır.  63 yaşına eriştiğinde, Medine'de, bir sabah namazı kıldırırken, hemen arkasında saf tutan Ebu Lü'lü isimli bir köle tarafından, sırtından hançerlenerek şehid edilmiştir.  Ebu Lü'lü'nün Medine'de sanat ve ticaretle uğraştığı ve İslâm'ı kabul etmediği mk bilinmektedir. Onun münafıklar tarafından tutulmuş bir kiralık katil olduğu zannedilmektedir. Hazreti Ömer'in şehid olmasından sonra Ebu Lü'lü de hak ettiği cezaya uğratılıp, katledilmiştir. 

Hz. OSMAN (r.a.) (656)

Hz. OSMAN (r.a.) (656)  Peygamberimizin yakın akrabalarındandır. Resûlullah'ın iki kızı ile evlendiği için kendisine "Zinnûreyn", yani iki nur sahibi denilmiştir. Son derece cömert, ihlaslı ve gerçek haya sahibi bir sahabedir. Hazreti Ömer'in şehadetinden sonra İslâm halifesi olmuş; uzunca bir süre bu görevde kaldıktan sonra, Yahudi ve münafıkların çıkardığı bir isyan sonucu, kuşatıldığı evinde, Kur'anı Kerim okurken şehid edilmiştir. Kendisini öldürmek için içeri girenler, hanımı Naile'nin de parmaklarını kılıç darbeleriyle kesmişler ve 80 yaşına erişmiş bulunan Hazreti Osman'ı katlederek kaçmışlardır. Mübarek cenazesi Medine'de Cennetü'l-Baki Kabristanı'na defnedilmiştir. 

Hz. ZEYD b. HARİSE (r.a. (629)

 Hz. ZEYD b. HARİSE (r.a. (629) Küçük bir çocukken kaçırılıp köle yapılan Zeyd b. Harise, Hazreti Hatice tarafından Peygamberimizin hizmetine verilmiş ve burada yetişerek İslâm'ı ilk kabul eden sahabelerden biri olmuştur. Daha sonra kendisini bulan öz babası ile memleketine dönmeyip Peygamberimizin yanında kalmayı tercih eden Hazreti Zeyd, Medine döneminde, Mûte'ye gönderilen İslâm ordusuna başkomutan tayin edilmiştir. Sayıca kendilerinden çok üstün olan Bizans ordusu karşısında kahramanca vuruşan Hazreti Zeyd, düşmanlarının vurduğu yüzlerce mızrak darbesi ile şehid oldu. Savaşın başlangıcında sayıca az olduklarını söyleyerek geri dönmek isteyen bazı arkadaşlarına: "Biz ne sayı, ne kuvvet ve ne de çokluk için harbederiz. Biz ancak dinimiz için döğüşürüz!" demiştir. Kur'an-ı Kerim'de ismi açıkça zikredilen tek sahabe O'dur. 

Hz. HARAM b. MİLHAN (r.a.) (626)

 Hz. HARAM b. MİLHAN (r.a.) (626) Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından; Suffe ehli sahabelerden, bilgili ve fedakar bir kimsedir. Bi'ri Maûne Faciası sırasında, Amir b. Tüfeyl'in bir adamı tarafından sırtından saplanıp göğsünden çıkan bir mızrak darbesiyle şehid edilmiştir. Onu, Reis Amir'in kaş göz işaretiyle arkasından mızraklayan Cebbar isimli şahsın anlattığına göre Haram B. Milhan, mızrağı yedikten sonra iki avucuyla kavramış, kanlı ellerini yüzüne süre rek: "Vallahi kazandım gitti!" diye haykırmış ve şehid olmuştur. Bunu duyan ve çok şaşıran Cebbar da daha sonraki günlerde Müslüman olmuştur. Haram b. Milhan ve yetmiş kadar arkadaşını Maûne Kuyusu civarında kadeden Amir b. Tufeyl ve kabilesi, Resûlullah'ın bedduası ile, deve humması denilen bir hastalığa yakalanarak topluca helak olmuşlardır. 

Hz. MUS'AB b. UMEYR (r.a.) (625)

 Hz. MUS'AB b. UMEYR (r.a.) (625) Mekkeli asil ve zengin bir ailenin oğludur. Resûlullah'a ilk iman eden gençler arasına girmiş, onun tarafından yetiştirilerek Medine'li Müslümanları teşkiladamak üzere gönderilmiştir. Son derece yakışıklı, güzel konuşan, etkili ve samimi bir sahabedir. Uhud Savaşı sırasında müşriklerce şehid edilerek dünyadaki hayatını tamamlayıp Cennet yurduna göçmüştür. Defni sırasında üzerine örtecek bir kefen bulunamadığından, Peygamberimizin, cenazesi başında gözyaşı döktüğü rivayet edilmiştir. 

Hz. HAMZA (r.a.) (625)

 Hz. HAMZA (r.a.) (625) Peygamberimizin amcasıdır. İslâm'ın ilk dönemlerinde Müslüman olmuş; pehlivanlığı, cesareti ve kahramanlığı ile ün salmıştır. Medine'ye hicretten sonra müşrik ordusuyla yapılan Uhud Savaşı sırasında, Vahşî isimli bir kölenin ustaca fırlattığı kısa bir mızrakla şehid edilmiştir. Daha sonra mübarek nâşı parçalanarak; burnu, kulakları ve diğer azaları kesilen Hazreti Hamza, "Şehidlerin Efendisi" olarak tarihe geçmiş, vefat ettiği meydana defnedilmiştir. İlginçtir ki Hazreti Hamza'yı şehid eden Vahşî ve vücudunu parçalayan müşriklerin çoğu daha sonra Müslüman olarak, İslâm'a hizmet için yarışmışlardır. Nitekim Vahşî Müslüman olduktan sonra yalancı peygamber Müseyleme'yi kadederek şeref kazanmıştır. ^ 

EBÛ CEHİL (624)

 EBÛ CEHİL (624) İslâm'ın azılı düşmanlarından biri ve Kureyş müşriklerinin liderlerindendir. Asıl ismi Amr İbni Hişam, künyesi Ebu'l-Hakem'dir. İslâm'a ve Müslümanlara olan düşmanlığı sebebiyle, peygamberimiz, onun künyesini Ebû Cehil şeklinde değiştirmiştir. Rivayetlere göre çirkin suratlı, şaşı ve ahlakî zaaflarla dolu bir kimse idi. Mekke dönemi boyunca Müslümanlara eziyet etmiş, onlar içinde zayıf ve kimsesiz bazı kimseleri öldürmüş veya kışkırttığı kimselere öldürtmüştür.  Acımasız, zalim ve inatkâr bir kimse idi. Bedir Harbi sırasında, Kureyş müşriklerinin lideri olarak savaşırken Muaz ile Muavviz isimli iki ensarlı genç tarafından vurularak atından düşürülmüş, tam ölmek üzereyken başucuna gelen ve daha önce kendisine akıl almaz zulümleri reva gördüğü Abdullah İbn-i Mesud'a bakarak: "Sizin öldürdüğünüz kimse yüksek kimsedir!" diye övünmeyi sürdürmüştür. İbn-i Mesud (r.a.) konuyla ilgili olarak şunları anlatmıştır: "Ben vardığımda Ebû Cehil'...

Hz.YASİR (r.a.) (612)

 Hz.YASİR (r.a.) (612) Peygamberimize iman eden ilk Müslümanlar arasındadır. Hazreti Sümeyye'nin kocası, büyük sahabi Hazreti Ammar'ın babasıdır. Mekke'ye, Yemen'in bir köyünden gelmiş, burada Sümeyye isimli bir cariye ile evlenmiş ve oğlu Ammar'la birlikte topluca Müslüman olmuşlardır. Kendilerine ağır işkenceler uygulanarak islâm'dan döndürülmek istenmelerine rağmen, büyük sabır göstererek direnmişler ve Resûlullahın: "Sabrediniz ey Yasir ailesi! Allah'ın size va'dettiği Cennettir" sözü üzerine dinlerinden vazgeçmemişlerdir. Sonunda Mekke reislerinden, müşriklerin lideri Ebû Cehil; işkence edilmek üzere kızgın kumlar üstüne yatırılarak elleri ve kolları bağlanan Yasir ve Sümeyye'yi, mızrağı ile vurarak şehid etmiştir. Yasir ve Sümeyye İslâm'ın ilk şehidleri olarak kıyamete kadar şeref ve hayırla anılacaklardır. Kendilerini hunharca katleden Ebû Cehil de Bedir Harbi'n de başı kesilmek suretiyl e Cehennem e gönderilmiştir. 

MANİ (277)

MANİ (277) Maniheizm adıyla bilinen bir dinin kurucusudur. M.S. 215 veya 216 yılında Irak'ta doğduğu, kendisinin Hazreti Isa tarafından müjdelenen son peygamber olduğunu iddia ettiği bilinmektedir.  Kaynaklarımızda eski İran, Mazdekizm, Süryanilik, Hıristiyanlık, Yahudilik ve Budizm karışımı ve güya bütün cihana şâmil, universal bir din ortaya koymak istediği nakledilmiştir.  Mani, bunun için muhtelif kavimlerin dinî fikirlerini ve teolojik ıstılahlarını kullanmıştır. Kısa zamanda etrafına büyük kalabalıklar toplamaya başaran bu yalancı peygamber, 26 Şubat 277 yılında, derisi yüzülerek öldürülmesine rağmen öğretilerinin tesiri devam etmiş; hatta aradan asırlar geçmesine rağmen 759 yılında tahta çıkan bir Uygur hakanı Manihei/mi resmî din olarak kabul ve ilân etmiştir.  Yine kaynaklarımıza göre bu dinin üç büyük esası "elin, dilin ve belin muhafaza edilmesi" tarzında ifade edilen ahlâkî bir telakkidir. İslâm dünyasında dalâlete sapmış fırkalara, yani Mani akidelerine kapıl...

Hz. AMMAR b. YASİR (r.a.) (657)

 Hz. AMMAR b. YASİR (r.a.) (657)  İslâm'ı ilk kabul eden büyük sahabelerdendir. Babası Yasir ve annesi Sümeyye de Müslüman oldukları için Ebû Cehil tarafından şehid edilen, hatta İslâm için kanları dökülmüş ilk şehidlerdir.  Hazreti Ammar da dini uğruna akıl almaz işkencelere uğramış, fakat büyük bir sabır ve metanet göstererek mücadelesini sürdürmüştür. Peygamberimiz, her türlü eziyete uğrayan Ammar'a sabretmesini, çektiği eziyetler karşılığında Cennete kavuşacağını müjdelemiştir.  Daha sonraki yıllarda Medine'ye hicret eden Ammar Bedir, Uhud ve Hendek gibi Resûlullah'ın bütün gazvelerine iştirak edip yararlıklar göstermiş, Peygamberimizin vefatından sonra da halifelere yardımcı olmuş ve nihayet Hazreti Ali'nin hilafeti sırasında meydana gelen Sıffin Muharebesi'nde, onun komutanlarından biri olarak vazife yaparken, 93 yaşında ihtiyar bir kimse olmasına rağmen, fiilen savaşa iştirak edip şehid olmuştur. Uzun boylu, iri gövdeli ve yakışıklı bir insan olan Hazreti...

Hz. VEYSEL KARANÎ (r.a.) (657)

 Hz. VEYSEL KARANÎ (r.a.) (657)  Tabiîn'in en büyüğü olarak kabul edilen Hazreti Veysel Karanî, Yemen'in Karen Köyü'nden Amir isimli bir zatın oğludur.  Asıl ismi Üveys'dir ve bu kelime Arapça'da "Kurt yavrusu" manasına gelir. Peygamberimiz henüz hayattayken, kendisini görmediği halde Müslümanlığı kabul eden Veysel Karanî büyük bir aşkla bağlandığı dinini en iyi şekilde yaşamak için uğraşmış, yaşlı annesinin bakımı sebebiyle kendi köyünden ayrılıp bir yere gidememiştir.  Yemen'den Medine'ye gidip gelenler onun zühd ve takvasından bahsetmişler, 62 sevgili Peygamberimiz de Hazreti Ömer'e Veysel Karanî'nin çok hayırlı bir kimse olduğunu, onun duasını almalarında fayda bulunduğunu söylemiştir.  Rivayete göre Resûlullah'ın vefatından sonra Medine'ye gelen Veysel Karanî Hazreti Ömer'le görüşmüş, daha sonra Kufe'ye gidip yerleşmiş ve nihayet Hazreti Ali'nin hilafeti sırasında Sıffın savaşına katılarak, kalbine isabet eden bir o...

Hz. ALİ (r.a.) (661)

  Hz. ALİ (r.a.) (661)  Peygamberimizin amcası Ebû Talib'in küçük oğludur. Resûlullah'ın evinde ve onun terbiyesi altında yetişmiş, henüz çocuk yaşta iken İslâm'ı kabul edip Resûlullah'a tabi olmuş, bütün ömrünce ona hizmet etmiştir. Sahabeler arasında en cesur, en bilgili ve en kahraman kimse olarak tanınır. Teke tek giriştiği hiç bir mücadeleden mağlup ayrıldığı görülmemiştir. Hazreti Osman'ın şehadetinden sonra dördüncü halife olarak Müslümanların başına geçmiş fakat, onun hilafetini kabul etmeyen Şam Valisi Hazreti Muaviye ve adamlarıyla uzun mücadelelere girmek zorunda kalmıştır. Dönemin de hayli üzücü olaylar yaşandıktan sonra, 63 yaşında iken, Kufe'de, sabah namazını kıldırmak için camiye giderken, İbn-i Mülcem isimli bir Haricî tarafından, zehirli bir kılıç darbesiyle şehid edilmiştir. Cenaze namazı oğlu Hazreti Hasan tarafından kıldırıldıktan sonra Necef'te defnedilmiştir.

Hz. ZEKERİYYA (Nasıl Öldürüldüler?)

  Hz. ZEKERİYYA (Nasıl Öldürüldüler?)  Süleyman Aleyhisselâm’ın soyundan gelen ve İsrailoğulları'na gönderilen son peygamberlerden biridir. Kur'an-ı Kerim'de ismi bir çok âyette geçmekte ve bazı kıssaları anlatılmaktadır. Beyti Makdis'te oturur; Peygamber, din bilgini ve danışman olarak görev yapardı.  hı'in "Sahih" isimli eserinde belirtildiğine göre o, Beyt-i Makdis'deki görevi karşılığında kimseden bir ücret istemez, dülgerlik yaparak elinin emeği ile geçinirdi. Zaten bütün peygamberler yaptıkları tebliğin karşılığında kavimlerinden bir ücret talep etmemiş, "Bizim mükafaatımız âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir" demişlerdir.  Hazreti Zekeriyya'nın 70 yaşına kadar çocuğu olmadığı, daha sonra yüce Allah'a niyaz ederek kendisinin görevine varis olacak hayırlı ve salih bir evlat istediği Kur'an âyetleriyle sabittir.  Meryem Sûresi'nin ilk âyetlerinde Hazreti Zekeriyya'nın bu duası ve kendisinin Yahya isimli bir oğulla ...