Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İstanbul Müftülüğü

Osmanlı Devleti ’nin en yüksek memurlarından biri olan Yeniçeri Ağası’ nın görev yaptığı ve Süleymaniye Camii ’nin kuzeyinde, şimdiki İstanbul Müftülüğü hizmet binalarının bulunduğu yer kısaca “ Ağa Kapısı ” olarak adlandırılmıştır. Şehre ve Haliç ’e hakim bu sarayda oturan Yeniçeri Ağaları’nın ne zamandan beri burada oturdukları bilinmemekle birlikte, bir Alman ressamın yaptığı şehir panoramasından 1555 tarihine kadar gidilebilmektedir. Başta, Sultan II. Osman Hadisesi olmak üzere bir çok tarihi olayın geçtiği Ağa Kapısı, etrafı yüksek duvarlarla çevrili bir sahada, içinde adeta Hünkar Sarayı gibi çeşitli köşkleri, selamlık, harem ve hizmet daireleri ile atölyelerden oluşan büyük bir kompleks idi. Ancak, ahşap olması sebebiyle 1660, 1750, 1771 ve 1782 yangınlarından etkilenmiş ve her defasında yeniden inşa ettirilmiştir. Yeniçeri Ağası’nın makamı olarak kullanılan Ağa Kapısı Sarayı, Yeniçeri Teşkilatı’nın 1826 yılında kaldırılarak yerine Asakir-i Mansûre kurulması sebebiyle, Şeyh...

Dinlerin Karşılaştırılması

Dinlerin Karşılaştırılması  Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinleriyle Sümer dini arasındaki ortak noktalar şunlardır:  Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü;  Tanrı korkusu;  Tanrı yargılaması;  Kurbanlar, törenler, ilahiler, dualar ve tütsülerle Tanrıyı memnun etmek;  İyi ahlâklı, dürüst ve haktanır olmak; büyüklere ve küçüklere saygı göstermek;  Sosyal adalet;  Temizlik   Temizlik Sümerlilerde çok önemli idi. Tapınağa gidenlerin, dua edenlerin, kurban kestirenlerin vücutça temiz olmaları gerekti. Düşmanların yıktıkları şehirler için onların yazdıkları ağıtta:  " Artık karabaşlı (Sümerliler) halk tören için yıkanamıyor, kirliyi beğenmek onların kaderi oldu, görünüşleri değişti. " denmektedir.  Yeni yapılan binalar, içine girmeden önce dinsel bir temizlikten geçirilirdi. Temizlik, atasözlerine bile, " Yıkanmamış elle yemek yeme!" olarak girmiş.  Sümer Tanrıları , insanlara ne istediklerini bildirmez; fakat hoşlarına gitmeyece...

Sümer Dini

Sümer Dini  Sümer dini çoktanrılı bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı. Tanrılar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. İnsanlar gibi, onların da çocukları ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler kral gibi bir Baştanrı altında toplanmışlardı. Tanrılar da insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabilirlerdi.  Yer, Gök, Hava, Su Tanrıları yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tanrılardı. Her şehrin bir koruyucu Tanrısı vardı. O Tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. Bunlara aynı zamanda diğer şehirlerde de tapılırdı. Bu şehir Tanrıları, evrenin yönetimini aralarında bölüşmüşlerdi.  Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sümerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir. Tanrıları insan şeklinde algılamaları, Tanrıları şehirler...

YÜZYILLARA GÖRE İSLAMİ DÖNEM TÜRK EDEBİYATI

YÜZYILLARA GÖRE İSLAMİ DÖNEM TÜRK EDEBİYATI GİRİŞ Bu dönem edebiyat ürünleri, bir önceki döneme göre çok hızlı bir medeniyet değişiminin ürünleri olarak kabul edilebilir. Etkisi bugünlere uzanan bu değişim neticesi Türkler, İslâm dini ile yeni bir kimlik kazanmış; Türklük ile müslümanlık ayrılmaz iki kavram halini almıştır. Bu, eski Türk kimliğinin unutulmasından ziyade, eskinin yeni içinde devamı şeklinde açıklanabilecek bir durumdur.  Göçebe bir hayat süren Türklerin yerleşik hayat düzenine geçişini kolaylaştıran İslam medeniyeti kültür alanında da bir boşluğu doldurmak üzere Türk ediplerini etkisi altına almıştır. İslâm kültür merkezleri olan Bağdad, Buhara, Kaşgar, Semerkand gibi şehirlerde dini öğretilerin yanında Arap ve Fars edebiyatlarının en güzel örneklerini de okuyan, benimseyen Türk edipleri, öğrendiklerini, kendi ana dillerinde uygulamaya başlamışlar ve Türk edebiyatına yeni bir yön vermişlerdir. Bu dönem edebiyatında kullanılan dil Arap ve Fars dillerinin etkisin...

Dini Sözlük

Münezzeh   1. MÜNEZZEH : (Osmanlı Dönemi) Pâk, kusur ve noksanlıklardan uzak. Hiç bir şeye muhtaç olmayan. Kötülükten, kusurdan ve noksanlık gibi şeylerden tenzih edilen, (Nezahet. den) Tenzih edilmiş, teberri edilmiş  2. MÜNEZZEH : (Hukuk) Tenzih edilmiş, temizlenmiş; arı, arınmış  3. MÜNEZZEH : Temiz, Arı; Uzak Vahiy   1. Tanrı tarafından Tanrısal bir buyruğun ya da düşüncenin peygambere bildirilmesi, Tanrısal esin.  2. Müslümanlıkta, Kuran ayet ve surelerinin Hazreti Muhammet’e indiriliş biçimi.

Maide Suresi, 27/30 ...[Kabil] dedi ki: “Seni mutlaka öldüreceğim.”

 ...Kabil dedi ki: “Seni mutlaka öldüreceğim.”  Habil: “Benim günahım yok, Allah sadece günahtan korunanların kurbanını kabul eder. And olsun eğer sen beni öldürmek için elini uzatırsan, ben öldürmek için sana asla elimi uzatmayacağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbinden korkarım, beni öldürmenin günahıyla kendi günahını yüklenerek cehennemlik olmanı yeğlerim. Şüphesiz zalimlerin cezası ateştir...” dedi.  ...Ve o konuşmaların ardından nefsi onu kardeşini öldürmeye çağırdı. O da nefsine uyarak kardeşini öldürdü. Böylelikle ziyana uğrayanlardan oldu. . . .  Derken Allah, ona kardeşinin na’şını nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi.  Kabil kendi kendine: “Şu karga kadar olup kardeşimin na’şını gömmekten aciz olan bana yazıklar olsun!” dedi. Sonra kardeşini toprağa gömdü ve yaptığına pişman oldu.  Kur'an-ı Kerim, Maide Suresi, 27/30

Regaip Kandili

Regaip Kandili veya Regâib Kandili, Hicri takvime göre Recep ayındaki ilk perşembeyi cumaya bağlayan gece. İslam'daki beş mübarek (Kadir Gecesi ile birlikte) kandil gecesinden biridir. Kökü "arzulamak, meyletmek" anlamlarına gelen regâib sözcüğü, hadis ve fıkıh literatüründe “bol sevap ve mükâfat, faziletli amel” anlamlarında kullanılır. Regâib Kandili, doğrudan Kur'an'da geçmese de dinî kültürde zamanla büyük kutlamalarla kutlanmaya başlanmış ve kendisine burada önemli bir yer edinmiştir. Klasik dinî kültürün yanı sıra tasavvuf geleneği ve kültüründe de bu kandil, diğer kandiller gibi önemli bir yere sahiptir.

NAS SURESİ

114-NAS:  1 - De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,  2 - İnsanların hükümdârına,  3 - İnsanların ilâhına, 4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden.  5 - O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.  6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

Abbasi Devleti'nin Yıkılma Nedenleri

Abbasi Devleti'nin Yıkılma Nedenleri Abbasi Devleti ,  Mu'tasım 'ın ölümü ile zayıfladı ve  Moğollar 'ın  Bağdat 'ı istilası ile yıkıldı. Selçuklular 'ın yıkılması ile koruyucuları ortadan kalktı. Şiilerin  ve  Emevilerin  olumsuz çalışmalarından zarar gördü. Zayıflama döneminde fetihlerin durgun geçmesi nedeniyle ekonomi zayıfladı. Moğol Hükümdarı Hülagu 'nun Bağdat'ı istilası ile Abbasi Devleti ortadan kalktı.

Mu'tasım Dönemi

Me'mun'un ölümü üzerine 833 yılında kardeşi Mu'tasım halife oldu. Bizans sınırlarında "Avasım" denilen Türk ordugahları kurdurdu. UYARI : Avasım kentlerinin oluşturulma nedeni; İslam dünyasına karşı Bizans saldırılarını kırmaktır. Mu'tasım'ın ölümü üzerine merkez otorite zayıfladı. UYARI : Türkler'in sınır boylarında, yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde Emir'ül Ümera görevi verilerek merkezden uzaklaştırılmasının ve ordugahlarda toplanmasının nedenleri savaşçı özelliklerini kaybetmelerini önlemek ve merkezde tehlike oluşturmalarını engellemekti. Devlete bağlı Tavaif-i Mülk'ler bağımsızlıklarını ilan etti.

Me'mun Dönemi

Harun Reşit'in ölümü üzerine yerine oğlu Emin geçti. Kısa süre sonra yerine Harun Reşit'in diğer oğlu Me'mun geçti. Mu'tezile Mezhebi bu dönemde ortaya çıktı. Bu dönemde Antik Çağ Yunan eserleri Arapça'ya çevrildi. UYARI : Arap-İslam Devleti kültür ve sanat alanında dışarıdan (Helenizm'den) en çok bu dönemde etkilenmiştir.

Harun Reşit Dönemi

Harun Reşit Dönemi Harun Reşit, 786 yılında Abbasi Devleti'nin başına geçti. Bu dönem Abbasilerin en parlak dönemi oldu. UYARI : Binbir Gece Masalları'nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit'tir. Binbir Gece Masalları'nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır. Anadolu'ya akınlar yapıldı, İstanbul kuşatıldı fakat başarılı olunamadı. Bu dönemde de iç isyanlar sürdü.

Mevlid Kandili (Veladet Kandili)

Mevlid Kandili ya da Veladet Kandili (Arapça: لیلة مواليد, Mevlid [مولد], Mevlid en-Nebi [مولد النبي]), İslam peygamberi Muhammed'in doğum gecesi ve aynı zamanda hicri rebiülevvel ayının on ikinci gecesidir. İslam Nebisi, Ashab-ı Kiram, Emevîler ve Abbâsîler dönemlerinde herhangi bir kutlama örneğine rastlanmayan rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlid Kandili, ilk defa hicretten yaklaşık üç yüz elli yıl kadar sonra Mısır'da, Şii Fâtımî Devleti döneminde kutlanmaya başlamıştır. Mevlid, "doğum zamanı" demektir. Kur'an'da yer almamaktadır. İslam'da Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerde kutlanır. Sünniler, rebiülevvel ayının on birinci gecesini on ikinciye bağlayan geceyi (Miladi 25-26 Nisan 571 tarihine Muhammed'in doğum gününe rastlaması nedeniyle Mevlid kutlanır.) Şiiler ise on yedinci günü, Mevlid Günü ve on yediye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki hafta, 1989 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı ...
107-MA'UN: 1Dini yalanlayanı gördün mü? 2İşte o, öksüzü iter, kakar. 3Yoksulu doyurmaya önayak olmaz. 4Vay haline o namaz kılanların ki, 5Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler. 6Gösteriş yaparlar onlar, 7-Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler). 108-KEVSER: 1Muhakkak biz sana Kevser'i verdik. 2Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes. 3-Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir. 109-KAFİRUN: 1De ki: Ey kâfirler 2Sizin taptıklarınıza ben tapmam. 3Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. 4Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. 5Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. 6-Sizin dininiz size, benim dinim banadır. 110

FELAK: 113

FELAK: 113 1.De ki: "Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım, 2.Yarattığı şeylerin şerrinden, 3.Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, 4.Ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden, 5.Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

İHLAS: 112

İHLAS: 112 1-De ki; O Allah bir tektir. 2-Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir ) 3-Doğurmadı ve doğurulmadı 4-O 'na bir denk de olmadı.

TEBBET SURESİ: 111

TEBBET: 111 1. Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya. 2. Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı. 3. (O), alevli bir ateşe girecektir. 4. Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir). 5. Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır.

NASR SURESİ 110

NASR: 110 1. Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, 2. Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde, 3. Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. 

NAS SÜRESİ 114

NAS SÜRESİ : 114  1. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,  2. İnsanların hükümdârına,  3. İnsanların ilâhına,  4. O sinsi vesvesecinin şerrinden.  5. O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.  6. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

Arap Yarımadası

Arap Yarımadası (eskimiş Ceziretü'l-arap) (Arapça:شبه الجزيرة العربية Şibhe'l-ceziretü'l-Arabiyye) ya da Arabistan, Asya'nın güneybatısı ve Afrika'nın kuzeydoğusunda yer alan yarımada. Büyük bölümü çöl olan yarımada, içerdiği petrol ve doğalgaz kaynakları nedeniyle Orta Doğu'nun jeopolitik açıdan önemli bir bölgesidir. Bölgede nüfusun büyük bölümü Arap ve Müslüman kökenlidir. Ayrıca yarımada, İslam dininin ortaya çıktığı yerdir. Uydudan Arap Yarımadası Yarımadada yer alan ülkeler Suudi Arabistan,[1] Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn (ada ülkesi), Kuveyt, Irak ve Ürdün'dür. Bunlardan Irak ve Ürdün topraklarının bir kısmı Arap yarımadasının dışında kalır.